| 'Su' yun sırları |
|
“SU”; Yaşamın başlangıcı ve kaynağı…Yeryüzünde katı, sıvı ve gaz halde bulunabilen tek madde… Suni olarak üretilemeyen… Sırrı henüz çözülememiş… “Su” nedir?Peki; “Su gibi uzun ömürlü ol”, “Su gibi aziz ol”, “Sular gibi zihin açıklığı dilerim”, “Su gibi ezberledim”, “Yüreğime su serpildi", "Su Üstüne yazı yazmak" ne demek? SU’yun US’u mu (aklı ve hafızası) var? Osmanlıda “su” ve “musiki” sesiyle tedavinin, kaplıcaların ve “şifalı su”ların sırrı nedir? Su kaynaklarımızın kirletildiği, susuzluğun artık kapımızda olduğu günümüzde, suyu biraz olsun bilebilmek, anlayabilmek için web sayfalarından derlediğimiz ilginç ve “faydalı” yazılar arasında bir yolculuk yapalım istedik…Arif Künar ALKALİ SU…Su bir oksijen ve iki hidrojen atomundan oluşan, oda sıcaklığında sıvı halde bulunan, renksiz, kokusuz ve tatsız maddedir. Su tüm canlılar için hayatın kaynağıdır. İnsan vücudunun %60-70’i olduğu gibi bazı hayvan ve bitkilerin vücudunda % 90 kadar yüksek bir oranda bulunabilir. Bitkilerde fotosentez için gerekli bir maddedir. Su besin maddelerinin çözünmesi için gerekli olduğu kadar besin maddelerinin yakılmasını sağlayan reaksiyonlar için de gereklidir. Kanın büyük bir kısmı (%80) sudur. Kan, besinlerin ve atık maddelerin vücutta taşınmasını sağlar. Bitkiler kendileri için gerekli mineralleri su ile alırlar. İnsanlar vücutlarındaki proteinlerin yarısını, glikojenin (karbonhidrat) hepsini yitirseler hayatlarına devam edebilirler; fakat suyun % 10'unun kaybı büyük aksaklıklara, % 20'sinin kaybı ölüme yol açar. Su eşsiz fiziksel ve kimyasal özellikleriyle yeryüzündeki canlılığın en büyük destekçisidir.Eğer insan vücudunun %60-70'i sudan oluşuyor ise, susuz yaşayamıyorsak, su hayattır diyorsak hayatımızın her anında kullanmış olduğumuz suya önem göstermemiz gerekir. Öyleyse şu andan itibaren hayatımıza gereken değeri verip araştırmaya başlayalım. Eğer içtiğimiz su iyiyse bizde iyi oluruz en azından %60-70'lik kısmımız iyi olur buna emin olabilirsiniz. Suda bulunan aktif oksijenin vücutta oksidasyona sebep olması ile hücrelerin yapısını bozarak çok çeşitli hastalıklara yol açtığı bilinmektedir. Dünya sağlık örgütünün (WHO) bir deklarasyonunda “eğer hergün düzenli olarak iyileştirilmiş alkali su içersek kanser dahil tüm hastalıkların %80 oranında azalacağı tahmin edilmektedir” açıklamasını yapmıştır. Biocera su iyileştirme sistemlerini kullanıp alkali su içerek yüksek kan basıncı, pre-eklampik toksima, kalp hastalıkları, egzama, alerji, sindirim sistemi problemleri, diyabetikler, obezite, yüksek tansiyon, alzheimer, nöralji, diz kireçlenmesi, kronik yorgunluk, uykusuzluk, astım, hemoroid, bağırsak düzensizlikleri, gastrik ülser gibi hastalıklardan iyileşen insanlar olduğu rapor edilmiştir.Alkali su iyileştirme sistemini tercih edip kullanmaya başladığınız andan itibaren en geç 2 hafta içerisinde olumlu etkilerini siz de bire bir hissedeceksiniz. Düzenli olarak kullanırsanız kronikleşen rahatsızlıklarınızdan kurtulacağınız gibi hücrelerinizin yenilenmesiyle gençlik pınarı diye tabir ettiğimiz sistemin etkilerini çok net görecek, iyi uyuyup güne enerjik başlayacak ve günboyu enerji dolu olacaksınız. İçmek için kullanmadığınız hatta yemeklerinizde, çay-kahve bile yaparken kullanmadığınız musluk suyunuz alkali su iyileştirme sistemi ile tam anlamıyla şifalı su haline dönüşecektir. Alkali su cihazları ile iyi su elde edilmesi prensibi: Seramik kürecikler tarafindan yayılan elektronlar suyu (H20) radikalleştirmek için bir araya gelirler ve böylelikle hidrojen radikalleri oluştururlar. Hidrojen radikallerince meydana getirilen, bir aktif oksijen türü olan Super Oksit (02-) ile elektronların tedarik edildiği eriyik (çözünmüş) haldeki oksijenin (02) kimyasal reaksiyonu güçlü bir oksidasyon ye su arıtımı sağlamaktadır.Aktive edilmiş su doğal suyun aynısıdır. H2O + e- H+ + OH- O2 + e- O2- (Süper oksit) O2 + H2O OH + HO2 (Hidrojen dioksit) HO2 + 2H H + H2O2 (Hidrojen peroksit) H2O2 HO2 + H HO2 O2 + H Su borularındaki kırmızı pas birikimini ortadan kaldırın. Evinizde güvenli & temiz su kullanın. Alkali su cihazı, su molekül kümelerini daha serbestçe hareket etmelerine olanak sağlayacak şekilde daha ufak parçalara ayırır. Bir diğer deyişle su moleküllerinin hareketinin aktivasyonuy ile, aynı zamanda kirletici maddelerden, pastan ve boru kirecinden gelen moleküller de aktif bir şekilde harekete geçerler ve suyun yüzey gerilimi düşürülmüş olur. Bu sayede pas ve kirletici maddelerin daha kolaylıkla ortadan kaldırılmasına olanak sağlayan bir sinerji etkisi yaratılır. Alkali su cihazında meydana gelen hidrojen peroksit (H2O2) Fe+ iyonlarıyla reaksiyona girmek sureti ile, demir oksit oluşturur (FeO). Demir oksit kırmızı pasa temas ettiğinde, kırmızı pası meydana geldiği yerden çıkaran bir manyetik kaplama (siyah pas) meydana getirmektedir, böylece şehir şebeke suyu borularınız tamamen temizlenir, ömürleri uzar.H2O + e- H+ + OH- O2 + e- O2- (Süper oksit) O2- + 2H+ H2O2 H2O2 + Fe FeO + H2O FeO + Fe2O3 Fe3O4 Alkali Su Cihazı Alkalite vücut hücrelerince kolayca absorbe edilen iyonize durumdaki minerallerin varlığına ve sudaki yüksek oksijen (OH-) varlığına bağlıdır. Oksijen OH- formundadır. Vücut tarafindan kolayca kullanılır. Oksijenin bu formu ayrıca serbest radikallerin nötralize edilmesini sağlar. OH- ile oksijen kaynağınız kesilse bile kısa bir süre de olsa yaşayabilirsiniz. Bu sebeple ne kadar OH- alınırsa o kadar da dayanım süresi olacaktır. Aktive edilmiş su güçlü bir Antioksidandır. Alkali su cihazı, musluk suyunu yaşlanmayı geciktiren negatif ORP’Ii (- yuklü elektronlar) ihtiva eden, likit Antioksidan haline dönüştüren bir cihazdır. Kısaca, vücudumuzda negatif ORP nin arttırılmasi olayı, oksidasyon nedeniyie oluşan hastalıkların oluşumunu önleyen ye yaşlanmayı geciktiren çok önemli bir faktördür. Genel olarak Aktive edilmiş su vücudumuzun hücre seviyesinde yenilenmesine yardımcı olur.Aktive edilmiş su, vücuda bol miktarda oksijen ye enerji sağlar. Aktive edilmiş suyun diğer Antioksidan özelliği hidroksil (-OH) iyonlarını içermesidir. Bu iyonlar Vitamin A, Vitamin C ve Vitamin E de olduğu gibi, ekstra elektron ihtiva eden Oksijen molekülleridir. Bu hidroksil (-OH) iyonları, bünyelerinde stabil olmayan Oksijen molekülleri nedeniyle hastalıklara neden olan “Serbest Radikaller” i temizlerler. Hidroksil Antioksidanları ile Serbest Radikaller, karşılaştıklarında birbirlerini imha ederler, bunun sonucunda vücuda bol miktarda Oksijen ve enerji sağlanır. ANTİOKSİDAN VE SERBEST RADİKALLER Bütün Serbest Radikaller hücrelerimizden elektron çalarlar. Genel olarak yaşlanma prosesi serbest radikallerin hücrelerimiz ve DNA’ mıza verdiği zararlardan oluşur. Serbest Radikaller, vücudumuza ve hücrelerimize saniyede 100.000 kez hücum ederek elektron çalmak isterler. Şayet vücudumuzda yeteri kadar anti- oksidan yok ise direk olarak hücrelerden alırlar. Bütün anti- oksidanlar değişik biçimde elektron verirler, örneğin vitamin C elektron verir; ancak kendisi okside olarak serbest radikal haline dönüşür ve eiektron çalma güdüsüne sahip olur. Kendi elektronunu verdiği halde serbest radikal haline dönüşmeyen yegane antioksidan (H) olup elektron verir, oksijeni yakar ve çok güçlü bir anti- oksidant haline geçer. Çok küçük olduğundan vücuttaki her yere gidebilir. Taze organik yiyeceklerde de yüksek miktarda (H) vardır, ancak pişirme işlemi negatif iyonların büyük bir kısmının kaybolmasına neden olur. İnsan kanı, salyası ve idrarında yapılan testlerde tüm insanlarda (özellikle yaşlandıklarında) düşük miktarda (H) bulunmuştur. Yani herkes aşırı derecede okside olmuş durumdadır. İşte bu elektron eksikliği çeşitli hastalıklara neden olur. Insan vücudunu olutşuran hücrelerde biyolojik savunma olayı geçerlidir, virüsler, bakteriler, mantarlar ve parazitler, hücrelerimiz sağlıklı ise hücre savunmasını geçemezler ve menfi etkileyemezler. Vücudumuzdaki elektron miktarını artırarak, zararlı organizmaların yaşamasını engelleyebileceğimiz gibi bağışıklık sistemimizi iyileştirerek, serbest radikallerin, toksinlerin ve zehirlerin atılmasını sağlayabiliriz. Tıp ilimi bağışıklık sistemine hücum eden virüsler için büyük araştırmalar ve masraflar yapmaktadır. Oysa yapılacak şey biyolojik savunmayı güçlü hale getirmektir. İdeal olarak insan vücudunun alkali olması gereklidir. Ancak yediğimiz yiyecekler ile aşırı asidik hale gelmektedir. Örneğin kanser hastalarının vücutlarında fazla miktarda amonyak bulunur Hastalıklara sebebiyet veren mikrop ve virüslerin en çok tercih ettikleri ortam asidik ortamdır. Ortamın pH’ ının yükseltilerek Alkali hale getirilmesi lie mikrop ve virüslerin yaşayamayacağı ortam yaratılarak hastalıkların önüne geçilebilir. Kanser hücrelerinde hemen hemen hiç hidrojen bulunmaz, vücuda bol miktarda elektron alınarak kansere karşı dayanıklılığını artırmak mümkündür. Hidrojen, vücudun ihtiyaci olan en önemli besindir. Hücrelerinize yeteri kadar su götürerek, sıhhatli hale getirebilir; yapıcı rnetabolizmayı daha iyi çalıştırabilirsiniz. Normal suyun yarısı kadar molekül hacmine sahip olan aktive su ile hücrelerinize fazla miktarda su ve besini taşıyabilirsiniz. Günde 8-10 bardak Aktive edilmiş su içerek, egzersiz yaparak, iyi beslenerek, uzun, sağlıklı ve mutlu bir hayatın anahtarını elde etmiş olursunuz. Aktive edilmiş suyun düzenli olarak içmeye başladıktan en geç iki hafta sonra, onun şaşırtıcı ve harika etkisini hissetmeye başlarsınız.Alkali Su Cihazı pH dengesini düzenler. Pişirilerek hazırlanmış, pastörize veya konserve olunmuş veya çeşitli işlemlerden geçirilerek hazırlanan yiyeceklerimiz ve de özellikle fast-food çeşitleri ile gazlı-gazsız içecekler asidikdirler. Bütün bu yediğimiz içtiğimiz asitli ürünlerin oluşturduğu Asidik ortamı, Aktive Su ile bertaraf ederek vücudumuzun pH dengesinin düzenli tutulmasını sağlayabiliriz. Örneğin; asit artıklar mafsallarda birikerek mafsal iltihaplanmalarına ve romatizmaya yol açarlar. Aktive suyun kuvvetli pH düzenleme özelliği, çeşitli bölgelerde birikerek hastalık tehlikesi yaratan bu asitli artikların temizlenmesine ve vücudun pH düzeyinin yeniden dengeye gelmesine yardımcı olur. Vücut dengemizi hafif alkali tutarak hastalıklara karşı mükemmel bir korunma düzeyini oluşturabiliriz. Aktive edilmiş su, normal suya gore 6 kat daha Hidratördür. Su vücudumuzun en önemli öğesidir ve vücudumuzun % 70’ i sudur. Aktive edilmiş su, temel olarak normal sudan değişiktir. Aktive edilmiş suyun şekli ve molekül kümesi küçültülerek hegzagonal (altıgen) şekle dönüşmüştür. Böylece su molekül kümeleri hücrelerimize kolaylıkla nüfuz edebilirler. Genel olarak hastalıkların en önde gelen sebebi, kronik hücre dehidratasyonu (susuzluğu) nedeniyle, hücrelerin güçlerinin azalarak savunma yeteneklerinin azalmasıdır. Yani kronik hastalıkların oluşmasının en önemli sebeplerinden birisi, vücuttaki su eksikliğidir. Yeteri kadar Aktive-Su içerek, hastalıklara karşı mükemmel bir önlem alabilir ve sıhhatli kalabiliriz.Aktive edilmiş su, oksitlenmeyi etkisiz kılan kuvvetli bir ajandır. Aktive edilmiş su, küçülmüş molekül kümeleri yapısı, hegzagonal şekli ve redükte edici (oksidasyonu tersine etkileyen) negatif iyon yapısı ile, hücrelere kolaylıkla nüfuz ederek toksinleri ve asidik artıkları etkin biçimde uzaklaştırır. Aktive edilmiş suyun icerdiği iyonize Mineraller daha etkindir. Vücudumuz kendisine gerekli olan mineralleri, iyon halinde olduğunda daha iyi emer ye gereksinme duyduğu yerlerde kullanır. Alkali-Aktive edilmiş suda iyon halinde ve yoğun olarak bulunan Kalsiyum (Ca), Sodyum (Na), Potasyum (K), Magnezyum (Mg) mineralleri vücudumuzun gereksinme duyduğu en önemli gıdalardandır. Alkali-Aktive edilmiş su, bu mineralleri bize kolayca, en etkin biçimde ve en emniyetli yöntemle temin eder. “Kalsiyum, insan vücudunda en fazla bulunan mineral olup elektrolit dengesinde, kemik ve dişlerin yapısında, metabolik fonksiyonların düzenlenmesinde, kalbin düzenli çalışması, kas ve sinirlerin işlevleri ile demir metabolizmasında görev alır. Kalsiyum eksikliğinde kemiğin mineralizasyonu bozulur, sinir sistemine ait bozukluklar meydana gelir. Kalsiyum Karbonat tipik bir excipient ye kalsiyum kaynağıdır. Özellikle birçok ilacın ve özel antibiyotiklerin içinde kullanılır. Bazı hapların içinde dolgu malzemesi olarak bazı bileşenlerle karıştırılır, bunlar (aspirin, hexamin, glucuronic acid, vitamin C, vitamin B1). D3 vitamini ile osteoporos tedavisinde tabletler üretmek için, hamilelik planlayan ve hamile olan kadınlarda fetusun nöral tüp defektlerinin önlenmesi amaciyla kullanilir.” Aktive edilmiş su, yiyeceklerin lezzetini arttırır. Aktive edilmiş su, küçülmüş molekül yapısı nedeniyle yiyeceklere çok iyi nüfuz eder ve asit seviyelerini düşürerek aroma vee hakiki lezzetlerinin ortaya çıkmasını sağlar.Yiyeceklerdeki mineralleri ve faydalı vitaminleri iyonize hale getirerek, vücuda daha faydalı olmalarını sağlar. Aktive edilmiş su ile hazırlanan çay, kahve, meyve suyu, limonata ... gibi alkolsüz içeceklerle, alkollü içeceklerin asit seviyeleri düşer. Doğal lezzetleri ve aromaları ortaya çıkar. Acı, buruk ve istenmeyen tatlar ortadan kalkarak içimleri kolaylaşır ve keyif verir. Aktive edilmiş su, cilt ve deri için mükemmel bir iyileştiricidir. Aktive edilmiş su, cilde periyodik uygulandığında, ciltte hiçbir artık bırakmadan cildi ve deriyi sıkıştırarak gerginleştirir ve kirlilikleri azaltır, cildi rahatlatır; akne, sivilce ve lekelerden temizlenmesini sağlar. Saç ve deride bakterilerin yarattığı zararların, kesikler, çatlaklar, sıyrıklar, mantar, ayak parmak arası pişikleri gibi komplikasyonların iyileştirilmesinde faydalı olur. Sivrisinek ve diğer haşere ısırıklarının oluşturduğu kaşınma ve yanmaların giderilmesinde yardımcı olur. Aktive edilmiş su özellikle diabet yaralarının iyileştirilmesinde kullanılabilir. Bazı hallerde diabet hastalarının iyi bakılmamaları halinde kol ve ayaklarında meydana gelebilen ve bazı hallerde uzvun kesilmesine yol açabilecek açık iltihaplar oluşabilmektedir. Bu tip yaraların aktive edilmiş su ile bakımının şaşırtıcı iyileşmeler ortaya çıkardığı görülmüştür. Ayrıca aktive edilmiş suyun kandaki şeker miktarının düşürdüğü gözlenmiştir.ALKALİ SU CİHAZI İLE ŞAŞIRTICI SU TERAPİSİ Himalaya bölgesinde yaşayan Hintlilerin yüzyıllardır doğal biosu ile uygulamış oldukları terapi gerçekten de mucizevi sonuçlar ortaya çıkarmaktadır. Doğal olarak çıkan bu su bizim içtiğimiz sulara göre farklı özellikler içermektedir. Molekül yapısı normal sulara göre çok daha küçük olan bu suyun hücrelere giriş çıkış hızının 3 kat daha fazla olmasıyla hücrelerin ihtiyacı olan mineralleri daha çabuk ve etkin bir şekilde sağlayıp iç organlarımız ve damarlarımızda zamanla biriken toksinleri ve asidik artıkları da hızlı bir şekilde vücuttan uzaklaştırırlar. Serbest radikaller ve aktif oksijen hücrelerimize saniyede 800.000 kez saldırıp elektron çalmak suretiyle kanser dahil çeşitli hastalıklara yakalanmamıza neden olurlar. Bol negatif elektrona sahip bu doğal su mükemmel bir antioksidan özellik gösterip aktif oksijen ve serbest radikalleri yok ederek hücrelerin genç kalmalarını sağlar ve hastalıklara karşı bağışıklık sistemini güçlendirir. Alkali su cihazı; içtiğimiz normal suları Himalayalardaki doğal olarak çıkan biosuya dönüştürmektedir. Biosu vücudumuzdaki organik su ile benzer özellikler taşıdığı için kısa sürede aşağıda bahsedilen hastalıklardan kurtulmamıza yardımcı olmaktadır. Bize çok şaşırtıcı ve mucizevi gelen bu terapi yönteminin işleyişi aslında çok basittir. İnsan vücudunun yaklaşık %60'ı sudur ve dolayısıyla iyi su içersek iyi oluruz. İyi suyun tarifi de uzun araştırmalardan sonra Japon ve Güney Kore'li bilim adamları tarafından yapılmıştır. Bu yüzden sloganımız "Bir gün gelecek herkes alkali-iyonize (Biosu) içecek"BİOSU Terapisi ile Tedavi Edilebilen Hastalıkların Listesi Kan Basıncı/Yüksek Tansiyon -Romatizma (Eklemlerde/Kaslarda ağrı) Anemi (Kansızlık)- Genel Felç Obezite (Aşırı şişmanlık)- Kireçlenme (Artirit) Sinüzit -Taşikardi Baş dönmesi- Öksürük Lösemi- Astım Bronşit -Akciğer Veremi Menenjit- Böbrek Taşı Üreme Organı Hastalıkları- Ekşime, Acı biber yanması Dizanteri- Gastrit Rahim Kanseri- Hemoroit Kabızlık Kemik Erimesi Şeker Hastalığı- Baş Ağrısı Gözde Kan Toplanması- Düzensiz Adet Görme Meme Kanseri -Larenjit (Gırtlak İltihabı) Terapi İşlemi Sabah uyanıp gözlerinizi açar açmaz yataktan kalkıp hemen sonra 1,5 litre (5-6 bardak) BİOSU için. Bilin ki bu “Usha Paana Chikitsa” diye anılan eski bir Hint terapisidir. Daha sonra yüzünüzü yıkayabilirsiniz. Burada en önemli nokta, 1,5 litre BİOSU içildikten sonra takip eden bir saat içinde hiçbir şekilde bir şey içilmeyecek ve yenmeyecektir. Bir gece önce alkol içeren içki alınmaması da çok titizlikle uyulması gereken bir husustur. İstenirse, bu amaçla içilecek BİOSU kaynamış ve süzülmüş olarak kullanılabilir. 1,5 litre BİOSU’yun bir kerede içilmesi zor olduğundan derece derece uygulayabilirsiniz. İlk başta dört bardağı bir dikişte, kalanı iki dakika içinde aralıklarla içerek kendinizi alıştırabilirsiniz. Bir saat içinde 2 ya da 3 kere idrara çıkma ihtiyacı hissedebilirsiniz, ancak bir süre sonra bu normale dönecektir. Araştırma ve Deneylerle Aşağıda belirtilen hastalıkların, yanlarında gösterilen sürelerde iyileştikleri gözlemlenmiştir. Kabızlık 1 gün Ekşime 2 gün Şeker 7 gün Kanser 4 hafta Akciğer. Veremi 3 ay Y. Tansiyon 4 hafta Artirit (Eklem Kireçlenmesi) ve Romatizma ağrıları çekenler bu terapiyi günde üç kere; yani ilk hafta sabah, öğle ve akşam yemeklerinden 1 saat önce; ve sonra hastalık geçinceye kadar günde iki kere uygulamaları önerilir. Sadece BİOSU Nasıl Etki Eder? Sıradan bir BİOSU tüketimi, doğru metotla insan vücudunu temizler. Tıpta “Haematopaises” de denilen yeni kan oluşması, kolonun daha tesirli olmasına yardımcı olur. Kolon ve bağırsaklarda bu şekilde yeni kan oluşması tartışmasız bir gerçektir. Bu terapi ile kolon ve bağırsakların mukoza kıvrımları çalışır.Eğer kolon temizlenirse, günde birkaç kere alınan kandaki gıdalar emilecek ve mukoza kıvrımlarının çalışmasıyla yeni kan haline dönüşeceklerdir. Kan, rahatsızlıkların tedavisinde ve sağlığın korunmasında en önemli unsurdur ve bunun için de BİOSU düzenli olarak alınmalıdır.A. Murat KAHRAMAN Çevre Yüksek Mühendisi Not: Hindistan yerlilerinin uygulamış oldukları bu terapi bilimsel olmamakla birlikte düzenli olarak tüketilen alkali- iyonize suyun kanser, astım, hipertansiyon, diyabet, kabızlık, alerji v.s. gibi rahatsızlıklardaki tedavi edici özelliği yüzlerce bilimsel makaleye konu olmuştur.
|