Anasayfa Popüler Konular Diğer Araştırmalar Tedavi ve psikoterapi kuramı
Tedavi ve psikoterapi kuramı

Analitik psikolojinin terapist için koyduğu temel ilke, önyargıları ve kalıplaşmış kuramları bir yana iterek, hastanın bilinçdışını dikkatle izlemeye çalışmaktır. Analitik psikoterapi belirli bir kuram izlemez. Jung terapiyi insanın kendini tanıması ve yeniden biçimlendirmesi olarak görmüş ve katı kavramlarla sınırlanmasının doğru olmadığını vurgulamıştır.
Jung psikoterapide sonuç alınabildiği sürece her yolun geçerli olduğuna inanmıştı. Terapist olarak Jung kitaplarının aksine belirli bir yöntem ve disiplin izlemeksizin çalışırdı. Bir hastasının terapisinde izlediği yolu bir ikinci hastasına uygulamazdı. Yöntemlerini sürekli düzeltir, değiştirir ve yenilerini yaratırdı. Bir kez, gecelerdir uyuyamadığından yakınan bir kadına ninni söylemiş ve uyumasını sağlamıştı. Jung’un seans odasında insanlar dans etmişler, şarkı söylemişler ve çalgı çalmışlardır. Analitik psikoterapinin sınırları çok katı olmasa da bazı ilkeleri vardır.
Tedavi, hastanın bilinç dünyasının ayrıntılı bir sorgulaması ile başlar. Bundan sonraki aşamada hastanın bilinçdışı ele alınır. Bu dönemde kişi iç dünyasına kendi denetimi dışındaki güçlerin egemen olduğunun farkına varmaya başlar. Bilinç ve bilinçdışındaki karşıt güçlerin giderek uzlaştırılarak üçüncü bir kimliği oluşturabileceğini fark etmek hastaya umut verir. Bilinçdışı güçlerin tanınabilmesi amacıyla kişinin rüyaları ve düşlemleri yorumlanır. Bu yorumlar yalnızca geçmişe yönelik bir içerikle sınırlanmaz, kişinin geleceğe yönelik tasarımlarını da içerir. Tedavi hastanın bilinçdışının götürdüğü yönde gider. Rüyalar analitik terapinin en önemli analiz araçlarından biridir.
Psikoterapide akla gelebilecek her türlü konu konuşulabilir. Analitik psikoterapide her türlü psikolojik çözümleme duygusal yaşantılar üzerine yapılır. Düşünce yoluyla anlayış kazanma yetersiz bir yöntemdir. Önemli olan ruhsal gerçekliği duygusal olarak yaşamaktır. Analiz sürecinin temel amacı bilinçdışındaki olguları bilince çıkarmaktır.
Analitik terapide hasta ile terapist arasında etkin bir iletişim vardır. Eğer terapist faydası olacağını düşünüyorsa kendi özelini hastası ile paylaşabilir.


ANALİTİK PSİKOTERAPİNİN ORTAK İLKELERİ

Kabul: Terapi sürecinde hasta terapist tarafından kabul edildiğini hissetmelidir. Hastanın kabul edildiğini hissetmiş olması, hastanın yetersizliklerinden dolayı yaşadığı suçluluk duygularını hafifletir.
İçsel Dünya ile İlişki Kurma: Başarıya yönelik batı kültürü, dış dünyayı ve onun gerçeklerini vurgulama eğilimindedir. Bu durum, dış gerçeklik kadar önemli olan kendi gerçekliğimizi, yani iç dünyamızı görmemize engel olmuştur. Bundan ötürü, analitik terapinin en önemli amaçlarından biri, iç ve dış dünyalar arasındaki kopukluğun birleştirilmesidir.

Transferans: Analitik psikolojide terapi esnasında transferanstan yararlanılır. Ancak transferans psikanalizdeki kadar önemli bir olgu değildir.

KELİME ASOSİYASYON TESTİ

Jung’dan önce, deneysel psikoloji üzerinde çalışan bir çok araştırmacı, özellikle de, Darwin’in akrabası Sir Francis Galton, “Çağrışım yöntemini geliştirmişti. Şuydu yapılan: “Deneğe bir dizi sözcük veriliyor, denek de sözcüğü işitir işitmez, aklına ilk gelen sözcüğü söyleyerek tepki gösteriyordu. Kronomemetre uyarıcı sözcük ile deneğin ağzından çıkan sözcük arasında geçen zamanı saptıyordu. Bu testin amacı bazı zihin tiplerini öğrenmekti; Bu bakımdan da bir yararı olmamıştı. Jung, testi gözlemlerken, çok zeki olan hastaların bazen yanıtlarını geciktirdiğini fark etmişti. (cahil bir insanın yanıtını geciktirmesi normal olarak görülebilir. Ancak zeki insanların yanıtlarını geciktirmesi Jung’un çok dikkatini çekmişti.) Bu nasıl açıklanabilirdi? İncelemeleri sonucunda Jung bu gecikmelerin bazı çoşkular nedeniyle ortaya çıktığını ve zihin nitelikleri ile ilişkisi olmadığını düşündü. Bu gecikme sırasında başka şeyler de yer alıyordu. Üstelik kalp vuruşları ve soluma hızı da değişiyordu. Bazen uyarıcı sözcük karşısındaki tepkiye ek olarak, bir de psikogalvanik tepki elde ediliyordu. Bu gibi bir testte elde edilen grafik, verilen yanıt ile, soluk alma hızı ve psikogalvanik sonuç arasında bir bağlantı olduğunu gösteriyordu. Başka bir deyimle zihin ve beden bir bütün olarak çalışıyordu.
Jung, bu yöntemi uygulayarak, psikolojide yeni bir çığır açacak Kompleksleri, ortaya çıkaracaktı. Uyarıcı sözcüğe verilen yanıt gecikince, ya da, yanıt verirken bir yanılgıya düşülünce, bilinçdışında bazı duyarlı noktalar (kompleksler) olduğu ortaya çıkıyordu. Bunun nedeni Freud’un bastırma kuramı olmalıydı. Jung 1904’te çağrışım testlerinin sonuçlarını yayınladı ve bu ona büyük ün sağladı.

JUNG’ DAN BAZI SÖZLER

“Bilinçdışı bizi bizden daha iyi bilir.”
“Kuramları iyi öğren, ancak yaşayan ruhun mucizesine dokunduğunda onları bir yana bırak.” (Jung, 1954)
“Eğer bir bireyi anlamak istiyorsam, ortalama insan hakkındaki tüm bilimsel bilgileri bir yana atıp, tüm teorileri gözardı ederek tümüyle yeni ve önyargısız bir tavır benimsemek zorundayım.”
“Ruhun başka hiçbir şeye indirgenemeyecek kadar kendine özgü bir doğası vardır.”
" Bilimsel ruh incelemesinin (psikoloji), geleceğin bilimi olduğuna inanıyorum. Psikoloji doğa bilimlerinin en genci ve henüz emekleme evresinde bugün. Bizim için en önemli bilim dalı bu ;gerçektende, insanoğlu için en büyük tehlikenin açlık, deprem, mikroplar, kanser olmayıp, yalnızca insanın kendisi olduğu, göz kamaştırıcı bir açıklıkla ortaya çıkmaktadır. Nedeni ortada: Ruhsal yaraları saracak, etkili bir çare yok henüz, oysa bu yaralar doğanın en acımasız, en büyük yıkımlarından daha da yok edicidir ! İnsanı olduğu gibi halkları da korkutan en büyük tehlike psişik tehlikedir. Beliren genel güçsüzlüğün nedenleri, bilinçaltını hiç dikkate almaksızın tek bilinçle, ama yalnızca bilinçle ilgilenilmiş olmasıdır."
“”Bilinçaltı ürkütücü bir canavar değildir. Doğal bir organizmadır. Ancak bilinçli davranışımız işe yaramaz duruma girdiğinde tehlikeli olabilir. Kendimizi baskı altına aldıkça bilinçaltının tehlikelerine kendimizi maruz bırakmış oluruz.” C.G.JUNG 1962
“Yaşamımızın büyük bir bölümünü bilinçdışında geçiririz.” (Jung 1962)

SONUÇ

Jung’un bizlere bırakmış olduğu ayrıntılı ve iyi belirlenmiş kuramsal temel çoğu klinik olguya uygulanabilir niteliktedir. Freud’ı dışında hiçbir araştırmacı ve kuramcı Jung kadar zengin bir kişilik kuramı geliştirmemiş ve çağdaş düşünceyi bu denli etkilememiştir. Çoğu terapistin kabul ettiği gerçek ise bilinçdışının anlaşılmasının ve yorumlanmasının tedavi için yeterli olmadığıdır (Gençtan, 2002)


KAYNAKÇA:
Carl Gustav Jung, 1962, İnsan Ruhuna Yöneliş, 1962, Say yayınları
Carl Gustav Jung, Analitik Psikolojinin Temel İlkeleri, Cem yayınevi, 2000
Edmund Fantino & George S.Reynolds,1975 İntroduction to contemporary psychology.
Frieda Fordham, 2001, Jung Psikolojisinin Ana Hatları, say yayınları, 2001,İstanbul, çev:Aslan Yalçıner
Engin Gençtan, Psikanaliz ve sonrası,2000, Remzi Kitabevi
Jalonde Jacobi, C.G.Jung Psikolojisinin Ana Hatları, İlhan Yayınları, 2002, İstanbul
Ali Babaoğlu, Psikiyatri Tarihi, Okyan Us Yayınları, 2002, İstanbul
www.analitikpsikoloji.com
 

 
NLP Forum Türkiye, NLP Türkiye, NLP Eğitimi, NLP Nedir?, Copyright NLPAT - 2012