islam anlayışı ve "Kişisel
gelişim" Batıdan ithal ettiğimiz NLP, kişisel
gelişim, kendini gerçekleştirme gibi kavramlar
aslında islam anlayışında, islam'ın ilk
yayıldığı yıllardan bu yana bir
eğitim süreci olarak algılanmıştır.
Böylece, kişisel gelişime yönelik eğitim
veren ekoller ortaya çıkmıştır.
Batının hümanist (insancıl)
yaklaşımını, yani insanı merkeze alan,
insana değer veren anlayışı bize yepyeni bir
buluş gibi takdim edilmektedir.
Hâlbuki dinimizde insan eşrefi
mahlûkattır: en şerefli yaratıktır. Allah
(c.c) insanın yüce bir yaratık olduğunu ifade
ederken onun ruhunu bizzat kendisinin verdiğini (Kur'an-ı
Kerim 15/29, 32/9) haber vermiştir. Allah
yeryüzünü döşek,
gökyüzünü tavan (Kur'an-ı Kerim
2/22)yapmış, gökyüzü tavanını
yıldızlarla süslemiş (Kur'an-ıKerim 67/5)
ve insanın emrine vermiştir.
Bizde 'müslümanın elinden ve
dilinden kimse zarar görmez (Buhari, iman 4-5)', 'bir
insanı Öldüren bütün
insanlığı yok etmiş suçu işler (
Kur'an-ı Kerim 5/32)', 'kasten öldürenin cezası
ebedi azaptır.( Kur'an-ı Kerim2/178, 3/93). Bu
anlayışın en canlı ve somut örneğini
bizdört halife dönemi, Selçuklu, Osmanlı,
Endülüs, Kudüs'te... v.b gördük.
Peki, 2004 Mart ve nisan aylarında
Amerikalıların Ebu Garip hapishanesinde, ingilizlerin
Basra'da Müslümanlara reva gördüğü
işkenceler, yaklaşık 25 milyon
Kızılderililerin yok edilmesi, Vietnam'da onbinlerce
insanın katledilmesi, Japonya'da bir anda yüz binlerce
insanın öldürülmesi... Ve bunlar gibi daha
niceleri batının insana değer verme
anlayışının 'tatbiki
göstergesidir!!)'.
"Empati" de hakeza
Batılıların bize yepyeni bir
kavram gibi sunduğu 'empati' de yine böyle... insan
ilişkilerinde, kendini karşısındaki bireyin
yerine koyma, onu anladığını muhatabına
hissettirmek' olarak tanımlanan empati, bizde 'Sizden biriniz
kendisi için istediğini, kardeşi için de
istemedikçe hakiki mümin olamaz (Müslim, iman 45)
ifadesiyle bir iman meselesi konumuna yükseltilmiştir.
inancımıza göre biz, tüm
insanlığın iyiliğini isteriz ve mümin
olmayana yapılan iyiliğin de bize sevap
kazandırdığını biliriz.
"Kendini tanımak" bizim
şairimizdir
Aslında bu kişisel gelişim
kavramı bizde tüm boyutlarıyla başlı
başına bir eğitim süreci olarak
karşımıza çıkıyor.'Men arefe nefsehu
fekad arefe Rabbehu' (kim ki kendini bildi, Rabbini bildi)
ifadesinde anlamını bulan bu yaklaşımla islam,
Allah'a kavuşmayı ve onu tanımayı, kendini
bilmeye ve eğitmeye bağlamıştır. islam'da
'nefis terbiyesi' kavramıyla açıklanan bu
eğitim alanı kişisel gelişimin CnefÎB
mertebelerinin) 7 aşamadan ibaret olduğunu
açıklamaktadır:
1. Nefs-i Emmare
2. Nefs-i Levvame
3. Nefa-i Mülhime
4. Nefs-i Mutmainne
5. Nefs-i Radiye
6. Nefs-i Mardiyye
7. Nefs-i Safiye ..
Teker teker her bir nefis mertebesinin
özellikleri ayrı bir konu baslığıdır.
Bu noktadan bakıldığında
batılıların nefis terbiyesinin yanından bile
geçemediklerini görüyoruz.islam
anlayışında iyi ahlak(ahlak-ı hamide) sahibi
olmak ve buna özenmek esasıyla,
batılıların uzaktan yakından ilgisi
yoktur.
Kendini gerçekleştiren insan
Çağdaş eğitimin kişilik hizmetleri
boyutuyla, bireyin bütün kapasitelerini kendisi ve
toplumu için en uygun düzeyde geliştirmesi (kendim
gerçekleştirme) olarak açıklanan:
1. Yeterli bir kişiliğe, verimli ve
gerçekçi bir 'ben' algılayışına
sahip,
2. Kim olacağı konusunda
tutarlı,
3. Kendi ve başkaları hakkında iyi
düşüncelere sahip,
4. insan değerlerine saygılı,
onlan benimseyici ve geliştirici,
5. Zamanı iyi kullanıp
geçmişini sorgulayan ama geçmişten çok
yaşadığı anı en verimli şekilde
kullanan...
Kendini gerçekleştiren insanın bu
Özelliklerinin tamamı dikkatle incelendiğinde, gerek
Kur'an'da gerekse hadislerde adresini bulmaktadır.
Keşfe davet!
Bizde son yıllarda kişisel
gelişimle ilgili yerli kitaplar yayınlansa da
özellikle eğitim alanında hep batıdan
tercüme yoluyla gelen kaynaklara başvuruyoruz. Niçin
kendi kaynaklarımızı ve milli
kültürümüzü yeniden keşfe
çıkmıyoruz? Niçin bunlardan beslenmiyoruz?
Niçin kendi medeniyetimiz dururken ve onda
keşfedilmemiş güzellikler varken, hâlâ
'batılın' fikir kırıntılarıyla
yaşam mücadelesi veriyoruz..
Serkan ELMAS-Bahkesir
24 Şubat 2006