Sürekli gelişmeyi bir yöntem
yaklaşımı olarak benimsemenin önemli
koşullarından birisi de, hiç şüphesiz
çalışanların "sürekli eğitim"den
geçmelerinin sağlanmasıdır. Yöneticiler bu
konuya özellikle önem vermeli; düzenli, sistematik
ve tüm yeni gelişmeleri içeren eğitim
programlarının hayata geçirilmesi için
özel çaba sarf etmelidirler. Organizasyonlar bu
eğitim için, büyüklüklerini kendi
ihtiyaçlarına göre belirleyecekleri bir
"sürekli eğitim merkezi"
oluşturmalıdırlar."
Sürekli gelişme; bir organizasyonun,
çevresindeki gelişmeleri sürekli izleyerek (bu
gelişmelerin organizasyondaki etkileşimi ve
yarışmaları doğrultusunda) tüm
örgütsel sistem,süreç ve insan
kaynaklarında sürekli iyileştirme
çabalarına girişmesi olarak
tanımlanabilir.
Sürekli gelişme, özellikle
teknolojik gelişme ve buna bağlı olarak artan
uluslararası rekabette "sürdürülebilen
basarı"nın ve "rekabetteki
üstünlüğün ifadesi" olarak kabul
görmüş bir işletme yöntemi
yaklaşımıdır. Ünlü yönetim
düşünürü Masaaki İmai'nin,
Japonya'nın uluslararası rekabetteki
başarısını anlattığı "Kaizen"
adlı kitabı ile yönetim literatürüne
girmiş ve günümüz işletmelerinin
kuruluş vazgeçilmez değerlerinden biri haline
gelmiştir.
Gerçekten de
yaşadığımız dünyadaki
gelişmelere şöyle bir
bakıldığında ekonomiyi etkileyen iç ve
dış dinamiklerin ne denli
farklılaştığı, müşteri
ihtiyaç ve beklentileri (ölünceye kadar
müşteri memnuniyeti, hazzı) ile rekabet
koşullarının nasıl sürekli
değiştiği yakından gözlemlenebilir.
Rekabet şansını artıracak çabalara
girişmenin ve sürekli gelişmeyi bir "kurum
kültürü olarak benimsemenin
kaçınılmaz olduğu da açıkça
görülebilir. Bunun farkında olmamak veya tam tersi
bir yaklaşım sergilemek ise, kısaca "organizasyonun
varlığını tehlikeye sokmak" anlamına
gelir. Bu bakımdan yarının kurallarını
bugünden görebilmek ve yarının
koşullarında varlığı
sürdürebilmek için herkesin ve her organizasyonun
sürekli gelişmeye ve iyileşmeye ihtiyacı
vardır. işletmeler bütün organizasyonel
süreç ve sistemler ile insan kaynaklarını
gelişimi için sürekli gelişme ve
iyileşmeyi bir amaç ve temel bir yaklaşım
olarak benimsemek zorundadırlar. Çünkü
üretim süreçlerini değişen
müşteri ve pazar taleplerine göre sürekli
geliştirme yeteneğine sahip olan kurumlar,ancak
yoğun rekabet ortamında basarılarını
sürdürebilmektedirler. işte bu noktadan
başlamak üzere, hangi sektörde ve kurumlarda
olurlarsa olsunlar yöneticilere de önemli sorumluluklar
düşmektir. O halde, kısaca vurgulanan tablo
içerisinde pratikte neler yapmalıdır ki, bu
sorumluluklarını yerine getirebilsinler?
Kurumsallaşma kültürü
kavramında NLP (Nörolojik-Dilbilimsel Programlama
Sanatı)
Acımasız rekabet ortamında,
rakiplerle rekabet edebilmek için Toplam Kalite Yönetim
felsefesinde satış ve pazarlama alanlarında iç
ve dış iletişimde etkili iletişimin, beden
dilinin ve zihin okumanın çok önemli bir yeri
vardır.
Vücut dili: Yüzde 55 (asıl etki
duruş, el hareketleri, göz teması vs.) Ses-ton, Om
vs.: Yüzde 38, sözcükler: Yüzde 7.
Teknikler/beceriler
Dil bilimsel: Söyledikleriniz
davranışsal: Yaptıklarınız
farkındalık: Algıladıklarınız
analitik: Düşünme şekliniz duygusal:
Hissettikleriniz.
Bunları da su ana başlıklarla
özetlemek mümkündür;Yöneticiler
Öncelikle, sürekli gelişmeyi organizasyonları
için bir "yönetim stratejisi" olarak başlatmalı
ve bu stratejiyi 'kurum kültürü" haline gelinceye
kadar kararlı bir şekilde yürütmelidirler. Bu
doğrultuda sürekli gelişme faaliyetlerine
katılarak, destek ve yön vermelidirler.
Organizasyonları için sürekli
gelişmeye hizmet eden ve değişen piyasa
koşullarına uyan "işletme politikaları"
oluşturmalı ve bu politikaların eksiksiz bir
şekilde uygulanmasını
denetlemektedirler.Yöneticiler, ulaşabilir, somut ve
ölçülebilir "kurumsal hedefler" koyarak, tüm
çalışanların belirlenen sorumlulukları
ölçüsünde, bu hedeflerin
gerçekleşmesine katılmalarını
sağlamalı ve hedeflerin gerçekleşme
durumlarını dönem içerisinde sürekli
izlemelidirler.
Çalışanların sürekli
gelişmeye "inandırılmaları" ve onların bu
yaklaşımı icselleştirmeleri, uygulamaya
geçirilen projelerin başarısı
açısından önemlidir.'Bunun içinde "motive
edilmeleri" gerekmektedir.,Gerçek motivasyon ise, onların
ihtiyaç ve beklentilerinin azami ölçüde
karşılanmasına bağlıdır.
Sürekli gelişmeyi bir yöntem
yaklaşımı olarak benimsemenin önemli
koşullarından birisi de, hiç şüphesiz
çalışanların "sürekli eğitim"den
geçmele- rinin sağlanmasıdır. Yöneticiler
bu konuya özellikle önem vermeli; düzenli,
sistematik ve tüm yeni gelişmeleri içeren
eğitim programlarının hayata geçirilmesi
için özel çaba sarf etmelidirler. Organizasyonlar bu
eğitim için büyüklüklerini kendi
ihtiyaçlarına göre belirleyecekleri bir
"sürekli eğitim merkezi"
oluşturmalıdırlar.
Bu arada sürekli gelişmeyi
destekleyecek nitelikte esneklik gösterebilen, "uygun
süreç, sistem ve organizasyonel yapıların
oluşturulması
sağlanmalıdır.Yöneticiler, sürekli
gelişmenin küçük adımlarla
başladığını unutmamalıdırlar. Bu
bakımdan ayrıntılar ve çalışmalar
tarafından küçük çabalar ihmal
edilmemelidir. Oluşan ve iş, ev ve sosyal yaşamda
"sürekli iyileştirme olarak ?????? Japon ???
düşünce ve yönetim
yaklaşımıdır. Kaizen yaklaşımı,
bir iş yerine uygulandığında üst
yönetim, müdürler ve çalışanlar dahil
herkes için sürekli gelişme ve iyileşme olarak
açıklanabilir. Buna göre; bir
kuruluşta/işletmede genel müdürden
güvenlik görevlisine kadar herkes kendi sorumluluk
alanında işin nasıl geliştirileceğini ve
nasıl daha iyi yapılabileceğini
düşünecek,önerilerde bulunacak ve bunu
uygulamaya geçirmek için çaba sarf edecektir. Kaizen
yaklaşımı, Japon tarzı yönetim
yaklaşımını Batı modeli yönetim
yaklaşımından ayıran temel özelliklerden
birisi olarak kabul edilmektedir.
Önemli not: İSO 9001-2000 kalite
yönetim sistemi-şartlarında 6.2.2. maddesi olan
'Yeterlilik, farkında olma (bilin) ve eğitim'in revize
edilmesi gerekmektedir. Çünkü; Firma sahipleri
personelinin eğitimi için finans
ayırmadığı gibi ilgisiz ve duyarsız
kalmaktadır. Eğitimsiz insanlardan müteşekkil
bir kuruluşta toplam kalite yönetim sisteminden
bahsedilemez. Üst yönetimin kalite yönetim sistemine
inanması gerekmektedir. Sistemin kurulmasına ve
işletilmesine inandıktan sonra bizatihi yönetim
temsilcisi ya kendisi yada en güvendiği sürekli
kalıcı ehil insanları belirlemesi gerekmektedir.
Kalite yönetim sistemi yaşanmak için istenir,
kurulur, devam ettirilir Ve kurumsal kavram ile
tanışılır.Ne yazık ki; İSO diye
bildiğimiz kavram "Avrupa'da doğdu, Türkiye'de
katledildi" firmalar bu sistemi, kendimizi sürekli
geliştirelim, iyileştirelim, müşteri
odaklı olalım, hem
çalışanlarımızı memnun hem de
müşterilerimizi memnun edelim diye
düşünmemektedir. Ve samimi değillerdir. Ben X
firmasının yan sanayiiyim veya bir ihaleye gireceğim
mecburiyet karsısında "İSO 9001:2000 kalite
yönetim sistemi" belgesini almak zorunda zihniyeti
kurumsallaşma kavramından uzak kalmasına sebebiyet
vermektedir.Sistemin canlı kalabilmesi ve kurumsal
kültürün sürekliliği arz edilebilmesi
için profesyonel kişilerden danışmanlık
hizmetini almalısınız.
"Başarısızlık yoktur, sadece sonuçlar
vardır."
Soner ÇAM
Kalite Yönetim Sistemleri
Basdenetci
31 Ocak 2006 Salı