Başarılı insanların
düşünce ve davranışlarını
inceyerek, onları model alan NLP; zihni en etkili biçimde
kullanmayı amaç edinen ve gün geçtikçe
gelişen bir yöntem. Hem kendimizle hem de
başkalarıyla daha kolay iletişim kurmak,
öğrenmeyi kolaylaştırmak, motivasyonu ve
özgüveni artırmak, kısacası
içimizdeki potansiyeli tam anlamıyla ortaya
çıkarmak için kullanabileceğimiz bu
yöntemle zihinde yapılabilecek değişiklikleri
uzman ismail Barış Özpazarcık anlatmaya devam
ediyor:
"Kendi gerçekliğimiz olarak kabul
ettiklerimiz, beynimizin kayıtlarıdır.Ve bunlar da
değişebilir. Beynimiz,hayatımız boyunca bir
ressamın tablosunda yaptığı gibi,
gördüğü herşeyi çarpıtır,
bozar ve yeniden biçimlendirir. Aslında her birimiz,
hergün hayatı yeniden yorumlayan ruhun
sanatçılarıyız. Ruhun sanatı,
özgün ve özgür yaşamaktı r. Bunu
unutan zihnimiz, düşünce tuzaklarına dalar
çıkar; strese girer, paniğe kapılır ve
hasta olur. Farkındalık bilincine sahip olanlar ise, bu
tuzakları kolayca aşabilecek iç
görüyü geliştirmişlerdir.Ya da,
kişisel gelişim tekniklerini kullanarak
farkındalıklarını
güçlendirirler.Kendi gerçeğimizi
beşduyuyla algıladığımıza
göre,zihnimizdeki bu kayıtları yine
duyularımızı kullanarak silmemiz mümkün.
Örneğin, yakın zamanda canınızı
sıkan bir olayı düşünün. O olay, film
ya da resim gibi gözünüzün önüne
gelecektir. Buradaki sesleri işitip, o an ne
hissediyorsanız o hissi yaşayabilirsiniz. Bu sizin
gerçekliğinizdir. O olaya zihninizde geri dönüp
kurguyu değiştirebilir;yeni görüntüler,
sesler ve hislerle negatif durumu pozitife
dönüştürebilirsiniz. Çünkü,
bilinçaltı aklımız hayal ile gerçeği
ayırtedemez ve zihnimizde
yaşadığımızhayali de gerçek olarak
kabul eder.Öyleyse, bu gerçekliği niçin yeniden
biçimlendirmeyelim ki? Tıpkı, elimize
aldığımız bir hamuru şekillendirir gibi,
bir film yönetmeninin çektiği filmi beğenmeyip
yeni baştan kurgulaması gibi, bir yazarın
üzerinde çalıştığı bir senaryoyu
buruşturup çöpe atıp yeniden yazması
gibi.Geçmişe takılı kalan bir beyin
sınırlarıyla yaşar. Başına gelecekler
konusunda endişelidir, korkular yaşamada belirleyici bir
rol oynar.Büyüyebir hayal
kırıklığı ile yaşamak ve o duruma
takılıp kalmak yerine;
anlayışımızı,
algılarımızı değiştirerek kendimize
yardımcı olabiliriz.Yaşadığımız
hayatın müsvettesi yok,bu doğru; yaşıyor
ve deneyimliyoruz.Fakat, beynimize bu kadar da katı bir
gerçeklikle yaklaşmak yerine, ona daha esnek olmayı
öğretebiliriz.Sadece hayal gücümüzü
kullanarak,imajine ederek, oradaki 'keşke'leri,İyi
ki'lere çevirebiliriz. Çünkü,beynimiz bizi
dinler; ne söylersek, ne kurgularsak ona inanır. Niye ona
gidilecek iyi bir yol, izlenecek daha güzel bir gerçeklik
sunmayalım? Niye kendini iyi hissetmesi için onunla
işbirliği yapmayalım?
Şimdi, ufak bir egzersiz yapalım ve
canınızı sıkan bir duruma odaklanalım. (Bu
çalışmayı bedeninizi iyice gevşeterek
yapmanızı öneririm. Çünkü beden ve
zihin bir bütündür; bedeniniz
gevşeyip,sakinleşince, zihniniz de uyum
sağlayacaktır.) O geçmişe ilişkin
sıkıntı verici görüntüyü
nasıl gördüğünüze bir bakın...
Canlı, renkli ve parlak mı? Peki, onu
flulaştırır yada karartır, pul kadar
küçültür,arkanıza bir yere üfleyip
uçurursanız ne olur? Eğer ona ilişkin bir ses
duyuyorsanız, tıpkı bir radyonun sesini kısar
gibi o sesi iyice kısabilir ve hatta tamamen yok
edebilirsiniz.Okus pokus... illüzyon olan bu realite
uçarken, beyninizin ona verdiği anlam da yok
olacaktır. Hayat anlamlardan ibarettir. Daha önce de
dediğim gibi, bu anlamlar beş duyu cinsinden
kayıtlarla zihnimizde yeraldığı
gibi,duyularımızın yardımıyla
değiştirilebilir. Anlamlar
değişince,davranışlar da değişir.
Dolayısıyla hayat, farklı bir konuma gelir.Evet,
şimdi de kendimizi iyi hissetme haline geçelim:
Hayatınız boyunca en mutlu olduğunuz anlara
zihninizde gitseniz, ne görür, ne duyar, ne
hissederdiniz? Zihninizin ekranındaki filmin renklerini daha
canlı ve daha parlak hale getirebilir,ışıl
ışıl yapabilir, hatta yaldızlar serpebilirsiniz
o görüntüye...Sevdiğiniz bir müzik
görüntüye eşlik edebilir. içinizdeki o haz
ve keyif duygusunu bulun, yoğunluğunu
artırın... Ve içinizde nelerin
değiştiğini iyice hissedin.Geçen hafta, Milton
Ericson'ın at hikâyesi ile
başlamıştık söze.Çiftliği
kendisi bulan o atın üzerinde 'siz' varsınız.
Ona yön gösterebilir, yeni bakış
açıları geliştirebilir, esnek tutumla onu
yeniden şekillendirebilir,öğrendiklerinizi kendinize
yararlı bir biçimde
kullanabilirsiniz.Çünkü, zihniniz sizi dinler ve
sizden yol göstermenizi bekler.Kendinizden memnun olma hali ve
içsel barış hali, farkındalığın
gücünü zihninizden yaşamınıza
akıtır. Akan, sonsuzluğun
pınarıdır.Ve bu da en büyük
kaynaktır."
27 Ağustos 2005
Radikal Cumartesi
NLP ve farkındalık II
IŞIK MENDERES