Önde gelen bankalarımızdan biri,
üst düzey çalışanlarının
motivasyon eğitimi için yurt dışından NLP
uzmanıgetirtmiş.
Bu kişinin katılanlara "Hayatından
memnun musun?" türünde sorular yönelttiği
hipnoz seanslarının ardından ortalık
karışmış, istifalar birbirini
izlemiş.
Esin Gedik'in birkaç hafta önce
Sabah'ın İş'te İnsan ekinde bu konuda
yazdıklarını okuduğumda, hiç
şaşırmadım. (28/08/05)
İnsan bu, hassas bir denge.
Hoyratça ve özensizce sarsarsanız,
dağılabilir...
İş hayatı bu, tembel
alışkanlıklar, pis mecburiyetler, kayıplar -
kazançlar cehennemi. Ateşi körüklerseniz,
herkes kaçabilir...
Ama şimdi üzerinde duracağım
nokta başka.
Eğitimli kesimlerimizde pıtrak gibi
büyüyen NLP merakının çevresinde
oluşan hezeyan ve yanılgılara değinmek
istiyorum.
***
Önce NLP nedir, onu açalım.
NLP, ingilizce "neuro-linguistic
programming"
teriminin kısaltması...
Doğrusu çok afili bir ad, pozitif
bilime tutkun modern insanı hemen baştan
çıkartacak bir havası var.
"Neuro" sözü ister istemez beyin ve
sinir sisteminin işleyişine gönderme yapıyor;
"Linguistic" ise dilbilime ve dilin işlevlerine...
Ancak anlamına gelince, bir tür zihin
kullanma kılavuzu ya da moda deyişle bir tür
kişisel gelişim programı kastediliyor...
Nasıl ortaya çıkmış, onu
da anlatayım.
1970'lerde, "başarılı insan"a
duydukları ilgi yüzünden yolları kesişen
matematikçi ve psikoterapist Richard Bandler ve dilbilimci
John Grindler'in başının altından
çıkmış.
"İçimizdeki devi" yani zihin
gücümüzü uyandırıp nasıl
başarılı oluruz sorusunun peşinde koşarken
bu yöntemi geliştirmişler.
Yöntem önceleri pek dikkat
çekmemiş, akademik çevrelerde
tartışılmış fakat 90'larda tam
anlamıyla patlamış.
NLP'nin Amerika'daki merkezlerinde birkaç
ayda yetiştirilen "guru" lar dünyanın dört bir
yanında "zihinsel yaratıcılığa ve
başarıya programlama" dersleri vermeye, kurslar
açmaya başlamışlar. Bayağı ciddi bir
ekmek kapısı olup çıkmış.
Bugün NLP'çilerden tam olarak ne
yaptıklarını anlatmalarını isteyin, tek
tip bir tarif alamazsınız. İpin ucu çoktan
kaçtı çünkü; araya "Taocu esinlenmeler"
hatta İslami yorumlar bile katıldı.
***
Şurası açık ki, NLP ve benzen
öteki teknikler modern insanın kişisel "yırtma"
arayışının bir ürünü.
68 çalkantısı bittikten ve
70'lerin arayışları da çöktükten
sonra modern insanda toplumsal selamete inanç ve ihtiyaç
yavaşyavaş kayboldu.
Bugün toplum denilen şey,
çoğumuzun gözünde bir heyula!
Toplumsal kurtuluş ise ya saçmalık
ya da hülya!
"Madem öyle, kendi paçamızı
kurtaralım" diyenlerin önüne popüler
Batıkültürü temel olarak iki yol
çıkardı: Doğu bilgeliklerinin
karikatürleri ve bilimsel temellere
yaslandığını iddia eden zihin kontrol
modelleri...
NLP ikinci kategoriye giriyor.
Ve unutmamalı ki bugün "kişisel
kurtuluş" da sermaye düzeni içinde
örgütleniyor!
Pekâlâ, haydi kurtaralım
kendimizi, yırtalım şu sefil hayattan, üste
çıkalım diyenlere NLP "hiçbir şey
parasız olmaz; bastıracaksın parayı,
tutacaksın hocayı, öyle öğreneceksin
zihnini programlamayı" diyor.
E malum; modern profesyoneller için
"yırtmak" demek "işte, güçte, çevrede
yükselmek, kendi zihnini ve karşındakinin zihnini
kontrol edebilmek" demek!
NLP de bunları
kazandıracağını iddia ediyor ve ilgi
topluyor.
Bu tür kişisel gelişim
yöntemleri elbette karşılıklı rızaya
dayanarak akıllı uslu uygulanırsa beklenen
yararıverebilir.
Ama NLP'ye başvuranların hayalci
hırslarıyla, NLP "uzmanları" nın obur iktidar
arayışları birleşince, öyle bir durum
çıkıyor ki ortaya, onları tutabilene aşk
olsun!
Bütün mutsuzlukları
çözeceklerini, bütün
çatışmaları dindireceklerini, bütün
başarıları elde edeceklerini iddia etmeye
başlıyorlar!..
İşte tam bu noktada bizim
NLP'çilerimizin sözünü etmekten pek
hoşlanmadıktan bir gerçeği aktarıp konuyu
kapatmak istiyorum.
Bandler ve Grindler uzun zamandır
kavgalı...
Birbirleri hakkında hiç iyi
konuşmadıkları gibi birbirleriyle davalılar
da...
Anlayacağınız, şu yere
göğe konulamayan NLP, bizzat kurucularına bile
huzurlu ve uyumlu başarıyı getirememiş...
Sanırım, bu konuları
sükûnetle ve biraz daha mesafeli durarak
düşünmemiz gerekiyor.
Neden modern insan ısrarla alemlerin
hikmetiyle pespaye iktidar arzusunu
buluşturacağını sanıyor ve bunun için
çalışıyor?
Ne umarsız ve umutsuz bir çaba!
***
Haşmet Babaoğlu