'Bilgi güçtür' ifadesi artık
yavaş yavaş yerini 'farklılık
güçtür, farklı olan
güçlüdür' düşüncesine
bırakmaktadır. Herkesin sahip olduğu bilgi,
kişilere kurumlara herhangi bir güç ve
üstünlük sağlamaz. Belli bir seviyeye
gelmiş, hemen her şirket toplam kaliteyi uyguluyor.
Benchmarking, franchising, yalın
düşünce ya da diğer tekniklere ait bilgileri
kurumlarında kullanıyor. O zaman bu ortak bilgiye sahip
olmak nasıl bir güç getirecektir?
Farklı olma ise, farklı bilgiye sahip
olmayı gerektirir. Kurumlarda ya da bireysel olarak
diğerlerinden farklı bir eylem sergileme ile
farklılık ortaya çıkar.
Sosyal sermaye
Her şirket sosyal sermayesi ile ayakta
durur, iş yapar. Sosyal sermaye, her bir
çalışanın entelektüel sermayelerinin; yani
kültürel birikimlerinin toplamı anlamına
geliyor.
Sosyal sermayenin yönü ne tarafa ise,
diğer bir ifade ile hangi alanda güçlü ise
kurum o işte başarılı ve farklıdır.
Belki bu başarı kurumda bir kişinin ortaya
attığı ilginç bir fikir sonucu olmuş
olabilir. Belki de kurum yöneticisinden kaynaklanabilir ya da
ortaklaşa alınmış bir kararla hareket
edilebilir.
Bir örnekle olayı somut hale getirelim.
ABD'nin her tarafına yayılmış perakende
satış mağazası zincirleri olan Nordstorm
şirketi farklı olmayı, 'Mantıksız
müşteri isteklerini karşılama' ilkesini hayata
geçirmek biçiminde anlamıştır.
"Aniden bir iş gezisine çıkmak
zorunda kalan bir müşterinin telefonla sipariş
ettiği bir malı, havaalanına götürüp
kendine teslim etmek, bir müşterinin patlamış
lastiğini değiştirmek ya da mağaza içinde
verilen hediye paketleme hizmeti normalden daha uzun bir zaman
aldığında müşterinin otopark ücretini
ödemek" gibi inanılmaz hizmetler vermeyi, kendisini
farklı kılma ve bir anlamda güçlü olma
için yapmaktadır.
Kişisel
farklılık
Kişisel olarak farklı olma; hem
kişisel liderlik hem de başarı anlamında etkili
bir öneme sahiptir. Kişi kendinin özelliklerini,
diğer insanlara fark atabileceği, başarılı
olabileceği yönlerini keşfeder ve onda
yoğunlaşır. Sonuç daima farklı olarak
başarıdır. Geçmişte de bu böyleydi,
gelecekte de öyle olacaktır. Edison, Pastör,
Einstein; bilim adamları olarak farklı
alanlarının üzerlerine gitmişler ve o alanda
çalışmalar yapmışlardır.
Her insanın içinde muhteşem
denebilecek bir potansiyel vardır. Kişi var olan o
potansiyeller içinde hangisinde üstün olduğunu
belirleyebiliyorsa farklı olabilir. Bir benzetmeyle
şöyle diyebiliriz: Her aşçının
önünde aynı malzeme vardır. Biri aynı
malzeme ile öyle farklı bir yemek yapar ki diğerleri
de bu duruma şaşırır. Zaten farklı olmak
da aynı kaynaktan beslenip, değişik tat ve kokuda
ürün sunmaktan başka bir şey
değildir.
KİTAP...
Yapılan incelemelerde eşler
arasındaki geçimsizliğin ve
anlaşmazlığın altında, eşlerin
birbirlerinin ana temsil sistemlerini bilmemenin
yattığı tespit edilmiştir.
Temsil sistemleri görsel, işitsel ve
dokunsal şeklinde sıralanır. Eşlerden birinin
görsel, diğerinin işitsel olması ve
bunların alt sistemleri ile konuşması,
davranması, hareket etmesi diğeri tarafından
anlaşılmayı zorlaştırır. Aynı
temsil sistemine ait olan eşlerin ise daha iyi
anlaşmaları muhtemeldir.
'NLP ve Karşı Cinsle
İlişkiler' adlı çalışma,
yukarıdaki temel düşünceyi biraz daha mercek
altına alıyor. Görsel, işitsel ve dokunsal
çatışmalarının nasıl
giderilebileceği ve uyumlu hale getirilebileceğini
inceliyor.
Kitabın yazarları Robin Prior ve Joseph
O'connor NLP üzerinde çalışmaları ile
tanınıyor. Bu kitaplarında kişilerin NLP
bilgisine vakıf olmaları gerekmeden NLP'nin tekniklerini,
uygulamalar halinde okuyucuya sunuyorlar.
Kitap aynı zamanda Beyaz Yayınları
(0212 522 38 68)'nın özel serisinin ilk
kitabı.
n.sezik@zaman.com.tr