Meditasyon, yoga, kuantum düşünce
tekniği, hepsinin "karması" olan benim
düşünce tekniklerim, hayatın tadını
arttırdıkça arttıran yeni hayat felsefelerim
derken kabıma sığamaz oldum ve son olarak da NLP'ye
merak sardım.
NLP (Neuro Linguistic Programming)konusunu
araştırmaya koyulduğumda,
kitapçıların raflarında oldukça çok
kitapla karşılaştım. Buna rağmen
başlangıç için"niyeyse" aralarında en naif
duranda karar kıldım. Bir ilkokul öğretmeni
tarafından yazılmıştı ve ayak
üstü göz atabildiğim kadarıyla
kitabın amacı NLP tekniklerini öğretmek de
değildi.
Emine Elgün'ün yazdığı,
Kariyer Yayıncılık'tan çıkan "NLP ile
Güçlenmek" adlı kitabı okumaya başlarken
yanlış seçim yaptığımı,
yazarları kariyerleri açısından daha ikna edici
görünen ve NLP tekniklerini ayrıntılı
anlatan kitaplardan biriyle başlamamakla hata ettiğimi
düşünüyordum.Çünkü o ana kadar
elimdeki kitabın beynimde sihirli bir değnek etkisi
yaratacak bilgilerle dolu olduğunu bilmiyordum.
Emine Elgün kitabına kendisine
çocukluğundan itibaren
yanlışdüşünce ve davranış
biçimlerini benimseten, kendi kendisini sevmeyi
öğretmeyen, hayata dair korkular yükleyen anne ve
babasına, ilkokul öğretmenine ve pek çok
acıyı, hayal kırıklığını
yaşatan ayrıldığı eşine içten
teşekkürleri ile başlamıştı.
Teşekkür, sonunda arayışlara girmesine ve
bugün bu kadar güçlü olmasına neden
oldukları içindi.
Kitap daha giriş ve teşekkür
faslında kavrayıvermişti beni. Yazar bir zihin ve
dil programlama tekniği olan NLP'yi kendi hayatından
örnekler vererek, kendi yaşam felsefesiyle
birleştirerek anlatıyordu. Birçok şey
anlatmıştı ama beni en çok etkileyen ve adeta
omuzlarımdan tutup sarsan her fırsatta altını
çizerek tekrarladığı "Duygusallık
rahatsızlıktır" sözü oldu.
Duygusal Değil Duyarlı
Duygusallığımın bana neler
ettiğini hep bilirdim de iki sözcükle ondan
kurtulabileceğim aklıma gelmezdi. "Duygusallık
rahatsızlıktır..." O gün bugündür ne
zaman duygusallık belirtileri göstermeye başlasam,
iki sözcüklü iksirime başvuruyorum. Marifet
olanın duygusallık değil, duyarlılık
olduğunu anladığımdan beri hayat ne kadar
kolaylaştı.
Sihirli kitabımla geçirdiğim
gecenin ertesi günü, sesini bile duymak istemediğim
bir kişiyle, tartışmalı bir konuyu sonuca
bağlamak üzere görüşmek
zorundayım.Yola koyulduğumda içimde garip bir
rahatlık var. Bu duygusal olmadığım ilk
günüm. Eskisinden farklı olarak
görüşmenin nasıl geçeceğini hiç
önemsemiyorum. Oradan ayrıldığımda her
şeyin bu kadar kolay
çözümlenmişolmasına hayret ediyorum.
Daha sonra okuduğum NLP konulu diğer
kitaplarda da zararlı duygusallığa
değiniliyordu ama doğrusu ilk kitabım gibi
hızlı ikna gücüne sahip değillerdi. En
azından benim için. Sihirli kitabımı
başucu kitaplarım arasına yerleştirdikten sonra
yazarı Emine Elgün ile tanışmak istiyorum.
Kitabın üzerinde yazılı olan e-posta adresi
aracılığıyla, "Sevgi ve NLP" konulu
seminerinden haberdar oluyorum. Gittiğim seminerdeki
katılımcıların büyük
çoğunluğunu başörtülü
kadınlar oluşturuyorlar. Eğitim düzeylerinin
oldukça düşük olduğunu anlamak zor
değil. 40'lı yaşlarda, sarı saçları
omuzlarına dökülen güzel bir kadın, yani
sevgili kitabımın yazarı Emine Elgün, ancak
eğitimli kesimin ilgi
duyacağınısandığım NLP'den söz
ediyor bu gruba. NLP ve meditasyon teknikleri
karışımı bir konsept sunuluyor, belki
okuması yazması bile olmayan kadınlar
anlatılanları dinliyorlar...Emine Hanım'la sohbet
ettiğimde o günkü topluluğun,
anlatılanlardan bir şey anladığına ihtimal
vermediğimi dile getirdim. Herkesin kendince bir şeyler
anladığınısöyledi. Hepimiz
anlattıklarımızın farklı kişiler
tarafından farklıalgılandığını
deneyimlemiyor muyuz? Zaten NLP'nin öğrettiklerinden biri
de bu: "Başkalarının kapısını kendi
anahtarınızla açamazsınız."
Emine Elgün tarafından yazılan
"NLP ile Güçlenmek" adlı kitabı okumaya
başlarken, az sonra büyük bir değişim daha
geçireceğimden habersizdim.
Duygusallığımın bananeler ettiğini hep
bilirdim de bir kitap okuyup, üstelik bir gecede bundan
kurtulacağım aklıma gelmezdi.
01 Mayıs 2005
Pazar
Gül Azer Eryüksel